Tüp bebek ve Ailesel akdeniz ateşi (fmf)

tupbebek-akdeniz-atesiAilevi Akdeniz Ateşi (FMF) , tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve eklem ağrısı nöbetleri yapan bir hastalıktır.Hastalarda nöbetler dışında hiçbir belirti yoktur.sıklıkla Ermeni, Yahudi, Türk, ve Orta Doğu Arap toplumlarında görülen genetik geçişli ateşli hastalıktır.

Bu gen MEFV(pyrin) genidir Bu gen hastalığın oluşmasında %98 etkilidir. Diğer etken olan gen ya da genler henüz bilinmemektedir.

Türkiye’de bu hastalığa sebep olan genetik bozukluğu her 6 kişiden biri taşımaktadır. Ve her 1000 kişiden 1-3’ü FMF hastasıdır. Bu nedenle hastalığın sık görüldüğü bölgelerde evlenmeden önce genetik test yapılması ve genetik danışma alınması zorunludur. Ayrıca diğer bölgelerde yaşayanlara da önerilmektedir

En önemli sorun amiloid denen bir proteinin ortaya çıkması amiloidinde başta böbrekler olmak üzere kalp ve diğer organlarda birikerek böbrek yetmezliği kalp yetmezliği gibi sorunlara yol açmasıdır.Düzenli olarak kolşisin kullanan hastalarda ataklar ya hiç tekrarlamaz ya da daha öncekilere oranla çok daha seyrek gelir ve hafif geçerler. Sadece atak döneminde kolşisin kullanılmasının bir yararı yoktur ve bu şekilde başlamış olan atağı tedavi edici etki sağlamaz. Etkinliği ilacın düzenli kullanımına bağlıdır ve ataklardan “koruyucu” bir etkinliktir.Kolşisin düzenli ve yeterli dozda kullanıldığında amiloidoz gelişimini engeller. Hatta, amiloidoz gelişmiş hastalarda, idrarla protein kaybı ve böbrek yetersizliği belirtilerinde bir miktar düzelme bile sağlayabilir.

FMF VE MENSTRUASYON (ADET DÜZENİ) :

Soğuk fiziksel ve psikolojik stresler ,adet görme FMF de atakları başlatabilir.Bazı hastalarda ataklar sadece menstrüel siklus esnasında görülür . Sadece menstrüel siklusda atak gören hastalarda tedaviye doğum kontrol hapları eklenebilir veya bu dönemde kolşisin dozu artırılabilir.

FMF atakları esnasında kadınlarda karın içi ve tüpler de yapışıklıklar oluşabilir. Oluşan yapışıklıklar da gebe kalmayı engeller.

Kolşisin kullanımı atakları önlediğinden yapışıklıkları da önlemektedir.

Ayrıca amiloid maddesi yumurtalıklarda birikerek yumurta sayısını azaltır ve yumurta kalitesini bozarak spermin yumurta içine girmesine de engel olur.

Kolşisin kullanımı amiloid madde birikmesini önlediğinden amiloid maddesinin yumurtalıklara zarar vermesini de önlemektedir.

 

FMF olan hastaların bir kısmında gebelik esnasında ataklar çok azalıp ortadan kalkarken bir kısmında ise atak sıklığı artmaktadır.

FMF olan hastalarda gebelik de düşük yapma riski %25-30 olup normal populasyondan yüksektir.Ancak kolşin kullanımı ve iyi gebelik takibi ile oranlar normal populasyona yaklaşmıştır.Düşük ve gebelik komplikasyonlarının en önemli sebebi vücutta biriken amiloid maddesidir.

Kolşisin kullanımın erkekde Azospermi ye yol açtığı öne sürülmekteydi. Ancak son dönem bulgular Azosperminin kolşisin kullanımına değil de Amiloid birikimine bağlı olduğu yönündedir.

Erkekler de erken dönem de sperm alarak dondurmak ileri de gelişebilecek olan azospermi ye önlem olabilir.Kolşisin kullanımın sperm kalitesine olumsuz etkisi fazla değildir. Gebelik istendiği dönemde kolşisin tedavisinin kesilmesine de gerek yoktur.

Kolşisinin hücre dışı ortamda potansiyel teratojenik etkisi varsa da .Gebelik planlandığında kesilmesine gerek yoktur.Ayrıca gebelik döneminde de Kolşisin tedavisi devam etmeli 16-18 haftalar da Amniosentez yapılarak bebekte anomali araştırılması yapılmalıdır.

Kolşisinin sperm sayı ve hareketi üzerine olumsuz etkisi vardır .Ancak tedavi dozunda olumsuz etkisi sınırlı ve azdır . Gebelik planlandığında kesilmesi gereksizdir. Hatta kolşisin kullanılmadığında oluşabilecek amiloid maddesi ve amiloid maddesinin birikimi sperm üretimine çok daha fazla zarar verebilir.

FMF li hastalarda görülebilen azospermi(spermin hiç olmaması) kolşisin kullanımına değil daha çok amiloid madde birikimine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Kolişisin süte geçer ancak süte geçen dozunun bebeğe etkisi sınırlı olup emziren anneler kolşisin kullanabilir.

Son SÖZ:

FMF amiloidizis ve kolşisin hem kadın hem de erkek üreme sisitemini etkiler.Geçmişte tekrarlayan FMF atakları sonucu gelişen peritoneal yapışıklıklar kadınlar da infertilite ye sebep olmaktaydı.

Tekrarlayan FMF atakları düşük ve erken doğuma da sebeb olabilir.

Kolşisin tedavisi bu durumda iyileşme sağlamış .Atakları azaltarak hem gebe kalmayı kolaylaştırmış hemde düşük ve erken doğum gibi gebelik komplikasyonlarını azaltmıştır.

Amiloid maddesi hem testis hemde yumurtalıklar da birikerek zarar verebilir.Ayrıca böbrekler de birikerek böbrek yetmezliğine sebeb olabilir.

Kolşisinin kendisinin de sperm sayı ve hareketine olumsuz etkisi olsa da bu olumsuz etki sınırlıdır .

Bu nedenle kolşisin tedavisi zannedilenin aksine kısırlık riskini azaltmaktadır. Kolşisin kullanımı hem erkek hem de kadında gebe kalmaya yardımcıdır. Gebelikte ve emzirme esnasında kesilmesine gerek yoktur .

FMF ve TÜP BEBEK:

FMF hastaları doğrudan tüp bebek tedavisine alınmazlar .Ancak sperm sayısı ve hareketin de azalma veya tüplerde ki yapışıklıklar nedeni tüp bebek tedavisi yapılabilir.

FMF hastalarında tüp bebek tedavisi esnasında ne kadında ne de erkekte kolşisin tedavisine ara verilmez. Tüp bebek tedavisi esnasında kolşisin güvenle kullanılabilir.Gebelik döneminde ve emzirme dönemin de de kolşisin kullanılabilir.

Op.Dr.Mehmet KOÇ

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Tüp Bebek ve İnfertilite

 

 

 

Bir önceki yazımız olan Tüp bebek Tedavisinde IVF ve ICSI arasındaki fark nedir? başlıklı makalemizde ICSI, mikroenjeksiyon ve Tüp Bebek hakkında bilgiler verilmektedir.


Lütfen Bu konu ile alakalı Dokturumuza danışmak için Burayı Tıklayın

Subscribe!