Kadınların gebe kalma özellikleri ne zaman azalmaya başlar ?

Bir kadının doğurganlığı 35 yaşından itibaren önemli ölçüde düşmeye başlar.

Yaşla birlikte azalan yumurta sayıları tüp bebekteki başarıyı düşüren önemli bir konudur.

Yine, yumurta kalitesi ve döllenme oranları da 35 yaşından itibaren azalır.

Bu konuda yorum yapmaya yardımcı birçok test vardır.

AMH testi ise yumurtanın kalitesinden çok elde edilecek yumurta sayısıyla ilgili bilgi verebilmektedir.

Araştırmalara göre kadınlar nasıl olsa tüp bebek tedavisi var diye değil ancak doğru adamı bulmadıklarını düşündükleri için evliliği ve anne olmayı ertelemektedirler. Ancak kadınlara bu konuda tavsiyemiz mümkünse anne olmayı 40 lı yaşlara ertelememeleridir.

40 yaşından sonra her yıl işler çok daha zorlaşmaktadır.

Tüp bebek tedavisi hakkında bilgi edinmek için lütfen merkezimizi arayın ya da danışma formunu doldurarak bize ulaşın…

3 Eylül 2012 Saat : 4:02
admin
devamını oku

Tüp bebek tedavisinin riskleri

Tüp bebek tedavisi tüm dünyada 30 yıldan daha fazla bir süredir uygulanmakta olan ve üzerinde çok araştırmalar yapılmış aslında emniyetli bir işlemdir. Günümüzde tecrübeli bir tüp bebek  merkezde tecrübeli hekimler tarafından yürütülen tedavilerde genellikle ciddi bir sorun yaşanma. Elbette her tedavi şeklinde ve girişimde olduğu gibi % 1-2 gibi beklenmedik sorunlar oluşabilmektedir. Bunlar da çok büyük oranda dikkatli gözlem ve tecrübeyle çözülebilecek sorunlardır. tüp bebek tedavisi risklerin sık rastlanan sorun ise karında sıvı toplanması, şişkinlik, hastaneye yatma gereksinimi bulgularıyla kendini gösteren aşırı uyarılma tablosu dediğimiz sorundur ve tecrübeli merkezlerde % 1 civarında görülür. Onun dışında hormon ilaçlarının kullanımının kanser yaptığı gibi şehir efsaneleri ise doğru değildir. Tüm dünyada bu güne kadar tüp bebek yöntemiyle milyonlarca çocuk doğduğunu da unutmayın.

tüp bebek tedavisi riskleri

1 Eylül 2012 Saat : 9:31
admin
devamını oku

Tüp bebek aşamaları

TÜP BEBEK AŞAMALARI

Yumurta Geliştirmesi
Yumurta gelişiminin sağlanması amacıyla değişik uyarıcı hormon ilaçları kullanılmaktadır. Klasik uygulamada yumurta gelişiminin, dışarıdan verilen hormonal ilaçlarla kontrol edilmesi için hazırlık döneminde yaklaşık iki hafta süre ile baskılayıcı hormonlar kullanılmaktadır. Bu hormonlar kişinin kendi kendine uygulayabileceği cilt altı iğne veya burun spreyi şeklinde kullanılabilir.  Baskılayıcı tedaviyi takiben 10-14 gün içersinde adet gören hasta, kan tahlilleri ve ultrasonografi incelemesi ile değerlendirilir ve yumurta gelişimini uyaracak hormonal ilaçlara başlanır.  Bu baskılayıcı iğnelerle birlikte gebelik oluştuğunda fetusun sinir sisteminde oluşabilecek kusurları önlemek amacıyla kişiye folik asit desteği de verilir. Buna ek olarak, tedaviyi olumsuz yönde etkileyebilecek olan bazı olası mikropların ortadan kaldırılması amacı ile eşlerin her ikisine de kısa süreli antibiyotik tedavisi verilmektedir.   Yardımcı üreme tekniklerinde kullanılan uyarıcı iğnelerin amacı çok sayıda yumurta ve sonrasında da çok sayıda embriyo elde ederek gebelik şansını arttırmaktır. Her hasta için, kadının yaşı, yumurtalıkların rezervi, kan hormon değerleri ve boy/kilo oranına göre ayrı bir tedavi ve doz şeması belirlenmektedir.

Uygulanan protokollere örnek olarak:


KISA PROTOKOL  GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanıp tedavi sonuna kadar (çatlatma iğnesinin yapıldığı gün) devam edilir.


ULTRA KISA PROTOKOL  Adet kanamasının ilk günü GnRHa başlanır ve üç gün verildikten sonra kesilir. Tedaviye hMG ya da FSH ile devam edilir.


ANTAGONİST PROTOKOL  Adet kanamasının ilk birkaç günü içersinde uyarıcı ilaçlara başlanır ve birkaç gün sonra erken çatlamayı engelleyici antagonist adı verilen ilaçlar eklenerek tedaviye devam edilir


UZUN PROTOKOL  GnRHa uygulamasına bir önceki döneminin yaklaşık olarak yirmibirinci günü başlanır. Takip eden adet kanamasının üçüncü gününde baskılanmanın olup olmadığı yapılacak olan kan testi ile anlaşılır. Kan östrojen düzeyi azalmış ise baskılanma sağlanmış demektir. Bu durumda uyarı tedavisine başlanır ancak GnRHa uygulaması sona erdirilmez. Çatlatma iğnesinin yapılacağı güne kadar devam edilir.

Hangi protokolün size uygun olacağına ve ne dozda ilaç kullanılacağına ilk muayenede karar verilir.   Uyarıcı ilaçların başlanmasını takiben ultrasonografi ve kan tahlilleri ile anne adayı takibe alınır.  Başlangıçta daha seyrek olmakla birlikte yumurta gelişimi belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra bazen günlük kontroller gerekir.   Takipler doğrultusunda ilaç dozlarında uygun değişiklikler yapılır. Yumurta gelişimi ortalama olarak 10-12 gün sürmektedir. Yumurtalar belirli bir büyüklüğe ulaştığında ise çatlatma iğnesi adı verilen son iğne uygulanır ve bundan yaklaşık olarak 36 saat sonra yumurtalar çatlamadan özel iğneler yardımıyla vücut dışına alınır ve laboratuara teslim edilir.  Bilinmelidir ki bu ilaçların kullanılması ile elde edilen tüp bebek gebeliklerde ilaçlara bağlı olduğu düşünülen sakat bebek gelişimi görülmemiştir.

Yumurtalıklardaki her follikül bir yumurta içeriyor mu?
Hayır. Fakat, eğer çok sayıda folikül mevcutsa tümünü saymak zorlaşır. Bu durumda ultrasonografide gördüğümüzden daha fazla yumurta elde edilebilir. Ancak, ultrasonografide yalnızca bir ya da iki follikülün var olduğu durumlarda maalesef yumurta da elde edilemeyebilir.  Ortalama döllenme oranı % 70-80 olarak gerçekleşmektedir. Bazı çiftlerde daha yüksek oranda döllenme gerçekleşirken, nadiren de maalesef hiç döllenme olmamaktadır. Bu durumda ise çifte durum hakkında bilgi verilir ve işlem iptal edilir. 

Yumurta Toplama İşlemi
Yumurta toplanması (OPU- Oosit pick up), yumurta çatlatma iğnesinin yapılamasını takiben 36.saatte Ultrasonografi ( USG) probuna ilave edilmiş bir iğne yardımı ile vaginal yolla yapılan bir işlemdir.  Yumurtaların ne zaman toplanacağına kandaki estradiol hormonu düzeyine ve folikül çaplarına bakılarak karar verilir.  Hastanın arzusuna bağlı olarak lokal ya da genel anestezi uygulanabilir.  Genel anestezi istenmesi halinde hastanın bir önceki akşamdan itibaren herhangi  Bir şey yiyip içmemesi gerekeceğinden hastanın önceden bilgilendirilmesi gerekmektedir. Vaginal USG eşliğinde iğne yardımı ile yumurtalıklara ulaşılarak her bir folikül teker teker aspire edilip, steril tüplere alınır. Tüpler embriyoloji laboratuarına verilerek yumurta varlığı araştırılır.  Folikülden ilk aspirasyonda yumurta bulunamazsa folikül yıkanır. Yumurta bulunduktan sonra diğer foliküllere geçilir. Yumurta toplama işlemi yaklaşık 15-20 dakika sürer, hastalar tarafından tolere edilebilen ciddi ağrıya yol açmayan bir işlemdir.  Bazen kasık ve karın ağrısı oluşabileceğinden parasetamol türü ağrı kesiciler alınmasında herhangi bir sakınca yoktur. İşlemde karşılaşılabilecek durumlardan biri iğnenin girdiği yerde oluşabilecek küçük kanamalar, diğeri ise enfeksiyondur. Kanama basit tamponaj işlemi ile giderilir.  Enfeksiyon ise antibiyotik tedavisi ile kontrol altına alınır. Ancak bu oran %1 den daha düşüktür.

Tüp içerisinde embriyoloji laboratuarına verilen folikül sıvısı embriyolog tarafından mikroskop altında değerlendirilir ve doktora bilgi verilir. Folikül sıvısı içerisinde görülen yumurta pipet yardımı ile alınır, özel besi yerlerinde yıkanarak başka bir petriye alınır. Mikroenjeksiyon işlemine başlamadan önce 2 saat inkübatörde bekletilir.

Toplanan yumurtalara tüp bebek (IVF) mi yoksa mikroenjeksiyon mu uygulanacağı konusunda karar verirken hastanın yaşı, yumurta sayısı, kalitesi, sperm durumu(sayı, hareket ve şekil) daha önce deneme olup olmadığı, PGD uygulanıp uygulanmayacağı konuları değerlendirilir. Tüp bebek uygulanma kararı verilmiş olsa dahi genellikle yumurtaların bir kısmına mikroenjeksiyon yapılır. Bunun amacı beklenmeyen bir döllenme başarısızlığını engellemektir. 

Tüp Bebek (IVF) uygulamasına karar verilmiş ise yumurtalar toplandıktan 4 saat sonra yumurta ve yıkanmış spermler bir tüp içerisinde ya da kültür petrisinde damla içerisinde karşılaştırılır.  Bu işlem yumurta başına düşen sperm sayısı hesaplanarak yapılır.  Bu işlemde sperm, döllenmeyi kendisi gerçekleştirir.  18-20 saat sonra döllenme kontrolü yapılır.
Sperm parametreleri normal sınırların altında olduğunda, örneğin; sayının az, hareketin düşük olduğu durumlarda ya da normal morfolojinin %4’ün altında olduğu durumlarda spermin yumurta dölleme yeteneği çok azdır.  Hatta şiddetli erkek infertilitesi dediğimiz daha ileri durumlarda sperm yumurtayı kendisi dölleyemez.  Bu durumda Mikroenjeksiyon tercih edilmelidir. Yumurta sayısının az olduğu ya da yumurta kalitesinin düşük olduğu durumlarda da mikroenjeksiyon uygundur.  Hatta sperm ve yumurta kalitesinin iyi olduğu ancak daha önceki uygulamalarda düşük döllenme oranı gözlenen hastalarda da mikroenjeksiyon tercih edilir.

Mikroenjeksiyon uygulanacak yumurtalar önce mekanik ve enzimatik işlemlerden geçirilerek etrafındaki kumulus adı verilen hücrelerinden temizlenir. Temizlenen yumurtaların olgunluğu değerlendirilir. Metafaz -II adı verilen yumurta mikroenjeksiyon uygulayacağımız olgun yumurtadır.  Metafaz-I yumurta henüz tam olgunlaşmadığı için mikroenjeksiyon yapılamaz. Profaz-I yumurta ise germinal vezikülü olan, olgun olmayan yumurtadır.  Dolayısı ile mikroenjeksiyon yapılamaz.  Metafaz-I yumurtalar gün içerisinde gelişip Metafaz-II olursa mikroenjeksiyon yapılır.  Yumurtalar aynı zamanda sitoplazmik açıdan da embriyolog tarafından değerlendirilir.

alt
Mikroenjeksiyon mikromanuplatör dediğimiz mikroskopta gerçekleştirilir. Belli açılar verilerek hazırlanan 2 cam pipet kullanılır. Bunlardan biri yumurtayı sabitleyen tutucu pipet, diğeri ise spermi yakalayıp hareketsizleşmesini sağladıktan sonra yumurtanın içerisine enjekte ettiğimiz enjeksiyon pipetidir.  Burada sperm doğrudan yumurtanın içine bırakıldığından IVF yöntemine göre döllenme oranı daha yüksektir.
İşlem bittikten sonra yumurtalar yeni bir besi yerine alınarak inkübatöre kaldırılır. 18-20 saat sonra döllenme kontrolü yapılır. Döllenme kontrolü yapılırken biri yumurtadan diğeri spermden gelen 2 pronükleus (çekirdek) olması beklenir. Her yumurta için ayrı ayrı değerlendirilir ve görülen herhangi bir özellik not edilir. Yumurtalar temizlendikten sonraki işlemlerde değerlendirilmiş her oosit transfer edilene kadar basamak basamak takip edilir.

alt
Embriyonun doğal süreçteki beslenme ihtiyacı ve bu ihtiyacı karşıladığı kaynak zamanla değişir.  Bunu vücut dışındaki ortamda sağlamak için farklı gelişim dönemlerinde farklı besi yerleri kullanılır.

Embriyo Transferi :ve

tüp bebek aşamaları

Döllenme kontrolü yapılan embriyolarda 2. gün bölünme olup olmadığına bakılır. Bölünme olmuşsa kaç hücreli (blastomerli) olduğu, blastomerlerin eşitliği, fragmantasyon oranı ve diğer bazı parametrelere bakılarak embriyo kalitesi değerlendirilir. Embriyo transferi 2.günden 5.güne kadar herhangi bir günde yapılabilir. Embriyo kalitesi, gelişen embriyo sayısı, hastanın yaşı, genetik tanı yapılıp yapılmaması gibi durumlar göz önünde bulundurularak transfer yapılcak güne karar verilir. Merkezimizde genellikle 3.gün transferi yapılmaktadır. Ancak embriyo kalitesinin iyi olduğu, embriyo sayısının fazla olduğu durumlarda hastanın yaşı da uygunsa, çoğul gebeliği önlemek açısından embriyonun daha ileri evresinde yani blastosist evresinde 5.gün transfer yapmayı tercih ediyoruz. Transfer işleminde hasta muayene posizyonunda yatırılır ve sonra steril kültür sıvıları ile vajina ve rahim ağzındaki mukus adı verilen salgılar temizlenir. Embriyolardan en iyi olanları seçilerek bir transfer katateri yardımı ile ultrason eşliğinde anne rahmine yerleştirilir. Bu işlem kısa süreli ağrısız bir işlemdir. Embriyoların durumu ile ilgili bilgi verilir, kısa süreli bir istirahattan sonra ilaç bilgisi verilerek hasta evine gönderilir.

Assisted Hatching (Yardımla Yuvalanma) :
Embriyonun etrafında onu koruyan zona pellucida dediğimiz kabuk gibi bir zar yapısı vardır.  Doğal gelişim sürecinde embriyo belli bir büyüklüğe geldiğinde bu zar açılır (hatching) ve embriyo rahim iç duvarına tutunur. Bu zar bazen kalın olabilir.  Bu durumda embriyonun rahim iç duvarına tutunması zorlaşır.  Bu riski azaltmak için zona pellucida belli bir bölgesinden inceltilir. Bu işleme assisted hatching denir.  Mekanik kimyasal ya da lazer yöntemi kullanılabilir. Merkezimizde inceltme işlemi için lazer yöntemi kullanılmaktadır.

Embriyo Dondurma: ve

tüp bebek aşamaları

Transfer edilen embriyolar dışında kalan hastaya ait fazla sayıda kaliteli embriyo varsa bunlar dondurulabilir. Dondurulmuş embriyoların daha sonraki uygulamalarda çözülerek transfer edilmesi ile kadının tekrar tedavi gereksinimi ortadan kalkar. Bu aşamada hastaya yalnızca rahim içerisini hazırlayıcı ilaçlar verilir. Bu durum hem psikolojik hem de ekonomik olarak avantaj sağlar.   Dondurulmasına karar verilen embriyolar dondurma ve çözme işlemlerinde zarar görmemesi için aşamalı olarak kriyoprotektan dediğimiz kimyasallarla dengelenir. Embriyo dondurmak için 2 yöntem uygulanabilir.

1)Yavaş dondurma
2)Hızlı dondurma(vitrifikasyon)

Embriyolar dondurulduktan sonra çözülünceye kadar -196 C derecede sıvı nitrojen içerisinde saklanır. Embriyoların -196 C derece gibi bir sıcaklığa kadar soğutulması sırasında embriyonun sıvı içeriği nedeni ile oluşabilecek buz kristalleri embriyonun bütünlüğüne zarar verebileceğinden, soğutma işlemi yavaş dondurma tekniğinde kademeli olarak koruyucu kimyasallar kullanılarak gerçekleştirilir.   Vitrifikasyonda buz kristallerinin hiç şekillenmediği vitröz ya da camsı bir yapı yaratılarak, hücrelerin direkt olarak sıvı azot içerisine daldırılmasıyla dondurulmaları sağlanmaktadır.   Dondurulmuş embriyoların çözülmesinde de yine özel koruyucu kimyasallar kullanılarak tam tersi işlemler uygulanır. Çözülen embriyoların canlılıklarını devam ettirdikleri, büyüdükleri izlendiği takdirde transfer edilir. Embriyolar sıvı azot içinde beklediği sürede değil dondurma ve çözme işlemleri esnasında zarar görebilir.

TÜP BEBEK NEDİR ?

Yapılan klinik araştırmalara göre etrafımızdaki her 7 kişiden birisine kısırlık teşhisi konmakta ve bu insanlar çocuk sahibi olmak için alternatif tedavi yöntemleri denemektedir ve kimi zaman hem zamanları hemde paraları boşa gitmektedir .Kısırlık, hastalığı ,çiftler arasında ayrılıklara varan problemler dahi doğurabilmektedir. Kısırlık bir hastalıktır ve tedavisi çok büyük oranda (genetik bir hastalık yok ise) mümkündür. Tedavi yöntemlerinden en başarılı ve en iyi sonuç verenitüp bebek tedavisidir.Bir çok çift ,tedavinin halen nasıl işlediğini ,nasıl yapıldığını bilmemekte ve çok az bir fikre sahiptir.Tabi bununla birlikte bir önyargı bile oluşabilmektedir. Peki tüp bebek nedir :

Tüp bebek;  normal yollar ile çocuk sahibi olamayan ,kısırlık tanısı konan,ileri yaşa bağlı doğurganlığı zayıflayan,ve çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin başvurduğu, başarı oranı en yüksek tedavi yöntemidir.Günümüzde tıp alanındaki gelişmeler ve yeni yöntemler ile başarı oranları giderek artmaktadır.Tüp bebek nedir sorusunun ayrıntıları için videomuzu izleyin.

TÜP BEBEK NASIL YAPILIR?

Tüp bebek tedavisi mantığı aslında basittir ve teknolojik donanımı yüksek laboratuvarda yapılmalıdır. Tüp bebek tedavisi ve aşamalarını uzun uzun anlatacağız ama kısaca bahsetmek gerekirse şöyle işler:  Anneden alınan yumurta ile babadan alınan spermin laboratuvar ortamında doğrudan yumurtaya aktarılması yoluyla olur.Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde ülkemizde tüp bebek yöntemi hem hızlı bir şekilde gelişmiş,hemde sağladığı başarı oranlarısayesinde oldukça yaygın bir hale gelmiştir.

NEDEN TÜP BEBEK?

“Yaşam şartları,doğuştan gelen rahatsızlıklar,çevresel faktörler,yaptığınız meslek,çeşitli alışkanlıklar (sigara,alkol vb.) ve daha bir çok sebep kısırlığa sebep olabilir. Neredeyse çevremizdeki her 6-7 kişiden birisi bu sorunla karşı karşıya kalmaktadır.Bir çoğu iyi bir muayene sonucu teşhiş edilip tedavi edilebilir ve düzenli hekim kontrolü ile gebe kalmanız mümkün olur.”

Tüp bebek tedavisi’ ne çiftler ilkin şüpheyle yaklaşır , ama bu yöntemle yapılan çocuk yüzde yüz sizin çocuğunuzdur. Çünkü gebeliğin gerçekleşmesi için gereken yumurtalar ve spermler sizden alınır.Tüp bebek tedavisi uzun yıllardır hamile kalamayan kadınlara umut olmuştur. Tüp bebek tedavisinin iki yöntemi vardır, birincisi klasik tüp bebek yöntemi, ikinci yöntem ise Mikroenjeksiyon yöntemidir. Bu yöntem aşılama yöntemi değildir ve başarı oranı oldukça yüksektir. Aşılama yöntemi ise daha düşük başarı oranı göstermektedir.

İLK TÜP BEBEK

Türkiye’de ilk tüp bebek 22 aralık 1988 yılında samsunda hayata gözlerini açan bir kız çocuğudur. Tüp bebek tedavisi gerçekten uzun yıllardır binlerce aileye ilaç olmuştur.Hangi aile, hangi çift bugün çocuk sahibi olmayı istemez ki? Son yıllarda özellikle mikroenjeksiyon yöntemi sayesinde başarı oranı da epey artmış bu yöntemle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere umut vermiştir.Ayrıca ikinci ve üçüncü çocuğu da tüp bebek yöntemiyle dünyaya getirmek mümkündür.

TÜP BEBEK BAŞARI ORANI

Tüp bebek başarı oranı çiftin Yaşına ve sağlık durumuna bağlıdır ve tedavi mucizeler yaratmaz elbette,başarılı olabilmesi için bir çok etkenin bir araya gelmesi gerekir tabi gözünüz asla korkmasın ,bir çok ileri yaşta tüp bebek ile gebelik sağlanabilmiştir.Tüp bebek tedavisinde en önemli konulardan birisi de moral faktörüdür ve moraliniz ne kadar yüksek ise ve ne kadar rahat olursanız tedavi o kadar başarılı olacaktır. İlk denemede olmadıysa hemen vazgeçmemeli eğer imkan varsa bir süre ara verip tekrar denenmelidir.Tüp bebek tedavisi esnasında kişinin yaşı ,sağlık durumu ve psikolojik durumu da başarı oranını belirleyen en önemli etkenlerdir.

NELERE DİKKAT ETMELİ?

Tüp bebek tedavisi esnasında hiç bir zaman umutsuzluğa kapılmamalı ve ilk deneme sonuç vermemişse vazgeçilmemelidir. Kendinizi en rahat hissettiğiniz zaman tedaviye başlamalı moralinizi yüksek tutmalı ,tüpbebek merkezi seçiminde dikkatli davranmalısınız.

29 Ağustos 2012 Saat : 10:19
admin
devamını oku

Erkeklerin üreme yetenekleri de yaşla birlikte azalır mı ?

Kadın yaşından sonra, erkek sperm problemleri gebelik oluşumunu etkileyen en önemli faktördür. Problemler sperm içindeki DNA hasarına, bozulmuş sperm şekillerine azalmış miktara ve harekete bağlıdır. Bu sorunlar 50 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülür. Kadınlar bebekliklerinde belli bir yumurta sayısı ile doğar ve bunu belli bir hızda tüketirler. Erkekler ise sürekli yeni sperm üretir. Ancak, erkek yaşı ilerledikçe sperm kalitesi bozulma olduğu, genlerinin bozulduğu da bilinmektedir. Dolayısıyla erkeklere de tavsiyemiz kadınlar kadar olmasa da baba olmayı çok geç yaşlara ertelememeleridir.

Kısırlık tedavisi Hakkında diğer makalelerimizi sitemizden takip edebilirsiniz…

29 Ağustos 2012 Saat : 9:46
admin
devamını oku

Tüp bebek tedavi fiyatı ücreti maliyeti

Tüp bebek tedavisi aslında işletme giderlerini de kattığınızda merkezden merkeze değişmekle birlikte yaklaşık 2000 Tl civarında bir maliyete sahiptir. Özel sektördeki merkezlerin ayakta kalabilmesi ve kar etmesi de gerektiğinden, merkezler tecrübeli ve kaliteli ekip ve personel çalıştırmaları, malzeme seçimine gösterdikleri özen, otelcilik hizmetleri vs. gibi konuları göz önüne alarak kendilerine göre bir fiyat belirlemekte ve çiftlerden bunu talep etmektedirler. Bu arada sakın “en ekonomik olanını seçeyim nasılsa hepsi aynı işi yapmıyorlar mı” demeyin. Ucuza çıkarayım derken hüsrana uğrarsınız. Tüp bebek tedavisi beğenmediğinizde iade edilebilen bir ürün veya hizmet değildir. Sonuç negatif ise maddi manevi uğraşlar sonuçsuz kaldı ve baştan almak zorundasınız demektir. Yani seçimi en baştan doğru yapmalısınız.

27 Ağustos 2012 Saat : 12:42
admin
devamını oku

Tüp bebek’te garanti var mı?

Asla garanti yoktur. 


Tüp bebek tedavisi değişik sebepli sorunların varlığında bebek sahibi olmayı sağlayan oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. İstatistiklere göre 3 deneme sonrasında toplamda % 85 civarında gebelik oranına ulaşılabilmektedir.

Ancak son iki yıldır Türkiye’de de uygulanmakta olan tek embriyo transfer politikasıyla en iyi şartlarda % 50-55 gebelik oranı vardır. Gebelik oluşsa da bunun % 10-15 kadar bir olasılıkla düşükle sonuçlanacağını da hesaba katarsak 35 yaşından genç bir bayanın ilk iki denemede tek embriyo transferiyle bebeğini eve götürme oranı aslında en iyi şartlarda her bir deneme için % 40-45 civarındadır.

Size ilk görüşmede çok daha yüksek rakamlar veren veya garanti veren tüp bebek merkezlerin ne derece güvenilir oldukların da  sorgulamanız gerekir.

25 Ağustos 2012 Saat : 11:26
admin
devamını oku

Tüp bebek tedavisinin fiziksel ve duygusal bedeli

Çiftlerin büyük çoğunluğu tüp bebek tedavisini maddi manevi oldukça yorucu ve hatta yıpratıcı bir süreç olarak tanımlamaktadırlar. Fiziki yan etkiler baş ağrısı, uykusuzluk, yorgunluk, karında şişkinlik ve duygusal dalgalanmalardır. Özellikle sonuç bekleme sürecinin sancılı ve gergin geçmesi de sıkça yaşanmaktadır. Tecrübeli ve yoğun merkezlerde psikolojik danışmanlık hizmetleri genellikle ayrıca verilmektedir. Bu hizmeti elbette her çift değil, talep edenler almaktadır. Bu konuda da destek almaya hakkınız olduğunu unutmayın ve biraz strese de hazır olun.

24 Ağustos 2012 Saat : 11:10
admin
devamını oku

Gazetelerde ve televizyonlarda sürekli tüp bebekle ilgili doktorlar çıkıyor ve yeni yöntemlerden bahsediyorlar, hangisine inanacağız ?

Tüp bebek tedavisi bilimin büyük bir hızla ilerlediği, araştırmaların yapıldığı, sürekli yeniliklere açık bir alandır. Ancak birisi gazete ya da televizyonlarda çıkıp da “yepyeni bir teknik bulduk, artık çocuk sahibi olmayan kalmayacak” dediğinde de biraz şüpheyle yaklaşmakta yarar var. Öncelikle bu konuyu kendiniz internetten ve ulaşılabilir kaynaklardan mutlaka araştırın ve bilimsel araştırmalara dayanıp dayanmadığını irdeleyin veya güvendiğiniz birilerine sorun. Türkiye’de sayıları 120’ye ulaşmış olan merkezler aralarındaki rekabet nedeniyle reklama oldukça ağırlık vermektedirler.

23 Ağustos 2012 Saat : 11:10
admin
devamını oku

Tüp Bebek merkezinde başarı oranı

Tüp Bebek Merkezleri başarı oranlarını genellikle deneme başına % 40 ile 60 arasında belirtirler. Ancak, sizin başarınızı sadece ve sadece sizin özellikleriniz belirleyecektir. Bireysel bir çiftin başarı şansı o çifte ait kısırlık sebebi, yaş ve yaşam tarzı gibi bir dizi faktöre bağlıdır. Genel olarak, 35 yaşın altında tüp bebek tedavi başına gebelik yüzde 50 gibi bir şansa sahiptir.Bu şans 40 yaş üzerinde belirgin olarak azalır ve 45 yaşında bir bayan için ise istisnai durumlar dışında % 5’in altındadır.

Unutmayın ki şans her zaman önemli bir rol oynamaktadır. Yıllar içersinde edindiğimiz tecrübe göstermektedir ki inat eden, direnen ve umudunu yitirmeden denemelerine devam edenlerin çok büyük çoğunluğu bebeklerine kavuşmaktadır. Eğer aynı merkezde üç deneme sonrasında halen sonuç alamadıysanız başka tüp bebek merkezlerle de mutlaka görüşün. Bu aslında büyük oranda o merkezin başarısızlığından değil, sizin artık psikolojik olarak bir değişime ihtiyacınız olduğundandır.

 

22 Ağustos 2012 Saat : 5:14
admin
devamını oku

Vaginismus ve Tüp Bebek Tedavisi

Vaginismus , vagina kaslarında oluşan istem dışı kasılma nedeniyle cinsel ilişkinin gerçekleşememesi ya da ilişki sırasında ağrı, yanma hissi nedeniyle ilişkinin son derece rahatsızlık vermesi durumudur. Vaginayı çevreleyen pelvik duvar kaslarında oluşan kontrol edilemeyen kasılmalar nedeniyle, ilişki hiç olmaz ya da tamamlanamaz. Vaginismus hastaları, bu istem dışı kasılmaları kontrol edemezler, vaginaya penis dışında, parmak, tampon vb ile temas da imkânsızdır. vagina kasılmasının yanında bel ve bacak kaslarında da benzer kasılmalar olabilir.

Vaginismus, iki türlü olabilir;

-Primer: Hiç ilişki ya da perine teması olmamıştır.

-Sekonder: Başlangıçta problem olmadığı halde hormonsal faktörler ve travma nedeniyle ortaya çıkmıştır. Menopoz, cerrahi müdahaleler, zor doğumlar, düşükler, kürtajlar, ağrılı muayeneler, taciz vb. gibi durumlardan sonra da gelişebilir.

Vaginismusun tedavisinde tek başına ilaç, cerrahi yöntemler, hipnoz ya da benzeri kompleks teknikler yeterli olmaz. Düzenli bir program çıkarılarak sabırla yapılan tedaviler, çiftlere ağrısız ve konforlu bir cinsel yaşam sağlayabilir.

Vaginismus tedavileri genellikle kısa sürede tamamlanamaz, ne yazık ki uzun yıllar da alabilir.

Tedavi altındaki çiftlerde çocuk isteği de olduğu takdirde, elbette ki yardımcı üreme tekniklerine başvurulur. Tedavi sırasında vaginal muayene yapılamayacağı için, kısa süreli anestezi yardımıyla bu sorun aşılabilir. Yumurta büyütme döneminde, ultrason takiplerinin bir kısmı karından bir kısmı da anestezi ile vaginal yoldan yapılarak bu süreç tamamlanır. Yumurta toplama ve embriyo transferi de kısa süreli anestezi altında yapılarak tedavi sonlandırılır.

Bazen sadece ağrılı ilişkisi olan kadınlar, tedavi sırasında nazikçe yapılan vaginal ultrasonlarla, vaginismus tedavilerine de katkı sağlamış olurlar.

 

17 Ağustos 2012 Saat : 3:37
admin
devamını oku
Doç. Dr. Selman Laçin
Istanbul Beylikdüzü'nde bulunan Medicana International İstanbul Tüp Bebek Merkezimiz 2008 yılından beri Doktor, Biyolog, Psikolog, Genetik Uzmanı, Hemşire, Koordinatör, Sekreter ve yardımcı personelden oluşan 20 kişilik kadrosuyla çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere hizmet vermekteyiz.

ilgili Bağlantılar

Sitemiz Yandex haberlerde !

Milliyet Sağlık Yazarı

Milliyet Yazarı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Selman Laçin

Üreme Sağlığı ve Kısırlık

Tüm Yazıları

Haberler


tüp bebek merkezi Son Yazılar FriendFeed