Nis 13, 2012
ozkancol

tüp bebek merkezi

(Dünya Barış Günü, 1977 için mesaj.) Not: Bu makale, ilk Hareketi FUNDAR tarafından yayımlandı – (1426) – – Capital Federal, Arjantin, Buenos Aires, 553-3437 Kültür Enstitüsü, Hukuk ve Siyaset Bilimi Bölümü, Olleros 2665 kültür Kuruluşunun evangelizasyonu ve kuruluşun izni ile burada çoğaltılamaz. Bu, “Çocuk-Probe” üzerine tartışmalar keskinleştirir 1978 yılında ingiltere’de ilk tüp bebek doğumundan bu yana, dünya çapında giderek gelişmiş teknikleri ile benzeri deneyler gittikçe artan bir “sanayi” bir parçası olarak, yapay olarak tasarlanan bir başka 29 000 çocuk sonuçlandı kendi kahramanları tarafından meydan. ilk. Louise Brown, dünyanın ilk tüp bebek Profesör Robert Edwards ve Dr Patrick Steptoe, bir sperm birleştirici sanatının öncülerinden ingiliz ve laboratuvarda bir zigottan için bir yumurta deneylerin bir sonucu olarak doğmuş ve implante edildi edilir kadının rahmine. Tekniği, birkaç yıl sonra, yalnızca bilimsel mükemmel giderek kazançlı olmak “infertil çiftlerin yardım” için istihdam olacaktır. Avanslar ¿? Doğal döllenme birkaç yüz milyon sperm bir yumurtaya girmek ve nihayet tek–Fittest çürütebilirtüp bebek çocuk için ne gerekli tüp bebek çalışırken, bu spermin mikroenjeksiyon gibi teknikler uzmanları bebeğin özelliklerini belirler sperm seçebilme yeteneği verilen . Bir yumurta içine sperm direkt enjeksiyonu ile mikroskop altında 1992 yılından bu yana döllenme sağlayan bu tekniğin gelişimi bugün çok kolay spesifik özellikleri ancak birçok
yaşamları ile embriyo elde etmek için yol boyunca kaybolur yaptı

Kas 16, 2011
ozkancol

Tüp Bebek Videosu

Kas 14, 2011
ozkancol

Tüp Bebek Kimlere Yapılır ?

Tüp Bebek Kimlere Uygulanır,
Tüp Bebek Kimlere Yapılır

Tüp Bebek Uygulaması Kimlere Yapılır

  • Açıklanamayan kısırlık varlığında,
  • Tüplerin her ikisinin de tıkalı olması durumunda,
  • Yumurtlama bozuklukları ,ileri derece polikistik over sendromu varlığında,
  • Endometriyozis hastalığı ,endometriyoma (çikolata kistleri) varlığında,
  • Sperm kalite bozuklukları , azospermide,
  • Servikal faktör tespit edildiğinde,
  • İmmunolojik faktörler söz konusu ise uygulanır

Kadının fallop tüplerinin tıkalı ciddi derecede hasar görmüş ya da cerrahi olarak alınmış olması durumunda

Erkekteki sperm sayısı sperm hareketi ve sperm şeklinde bozukluk ve yetersizlik olması ve erkekte sperm tahlilinde hiç sperm hücresi bulunmaması durumunda

Doğal yoldan çocuk sahibi olmak için girişimde bulunmuş muayene ve incelemelerinde herhangi bir sorun saptanamamış çiftlerin açıklanamayan infertilite durumlarında

Doğurganlık ilerleyen yaş ile birlikte azalma gösterdiği için ileri kadın yaşı söz konusu olduğunda

Preimplantasyon genetik tanı uygulaması gereken durumlarda

Kas 14, 2011
ozkancol

Tekrarlayan Tüp Bebek Deneme Sonuclari

35 yılda tüp bebek tedavileri ile gebelik oranları yüzde 60’a çıktıö Tekrarlayan tüp bebek tedavilerinde alternatif yöntemler var…

Tüp bebek isteyen çiftlere:
“Denemekten vazgeçmeyin!”

Kısırlık tedavisinde, son 15 yılda gelişen teşhis ve tedavi protokolleri ile laboratuvar teknikleri sayesinde gebelik oranları % 20’lerden, % 60’lara çıktı. Bazı çiftlerin tekrarlanan tüp bebek denemelerine rağmen gebelik elde edememesi sonucunda daha ayrıntılı incelemeler gerektiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Latif Küpelioğlu, “Rahim ile ilgili anatomik problemlerden başka bağışıklık ve pıhtılaşma sistemi ile ilgili problemler, embriyonun kendisi ile ilgili problemler de gebeliği engelliyor. Bunlar için farklı tedavi metotları uyguluyoruz” diyor.

Günümüzde doğal yollardan gebelik elde edemeyen çiftler için uygulanan tüp bebek yöntemleri yüksek başarı oranları ile yüz güldürüyor. Dünyada tüp bebek teknikleri ile ilk gebelik elde edildiğinden günümüze, yaklaşık 35 yıl içinde gebelik oranlarının hatırı sayılır bir şekilde arttığına dikkat çekiliyor. 2000’li yılların başlarından itibaren tüp bebek yöntemleri ile gebelik oranlarının % 60’lar seviyesine ulaştığını vurgulayan Doç. Dr. Küpelioğlu, fakat bazı çiftlerin tekrarlayan denemelere rağmen gebelik elde edemediğine dikkat çekerek, bunun için uyguladıkları alternatif tedavi metotlarını anlatıyor:

Hem hasta, hem bizim için stres!

“Tıbbi olarak 2 ya da daha fazla sayıda tüp bebek denemesine rağmen gebelik elde edilmemesine ‘tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı’ diyoruz. Bu durum hem hasta hem de bizim açımızdan stres oluşturuyor. Hasta kendini suçluyor ve sorular soruyor. ‘Neden gebe kalamıyorum, yanlış bir şey mi yaptım, yediklerimin ya da yaptığım hareketlerin herhangi bir zararı olmuş olabilir mi, neden vücudum bebeği reddediyor?’ gibi sorular onu daha da strese sokuyor. Bu da daha sonraki denemelerde yeni bir engeli ortaya çıkarıyor. Biz de, tedavide gözden kaçmış herhangi bir bulguyu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz ve çiftimize alternatif tedaviler öneriyoruz. Bazı ülkelerde transfer edilen embriyo sayılarını artırarak hastanın şansı artırılmaya çalışılıyor ancak ülkemizde de olduğu gibi transfer edilen embriyo sayısının kısıtlandığı ülkelerde daha objektif hedefler ortaya koymak gerekiyor.”

Tüplerin kapalı olması önemli değil!

“Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığının bilinen nedenleri arasında rahim ile ilgili problemler en kolay ortaya konanlardır” , rahim içinde var olan miyom ve polipler, rahim içi yapışıklıkları, rahmin doğuştan bozuklukları (rahim ortasında perde, çift rahim vb.) gibi nedenlerin de gebelik oranlarını azalttığına dikkat çekiyor. Ultrasonografi ve histeroskopi (rahim içinin kamera ile gözlenmesi) ile bu problemlerin hem ortaya konduğunu hem de tedavi edildiğini belirten

“ Tüplerin açık ya da kapalı olması tüp bebek tedavilerinde önemli değildir. Ancak tüplerin tıkalı olmasının yanında içinde sıvı toplanması mevcutsa bu durum gebelik şansını azaltmaktadır. Eğer daha önceki denemelerde bu durum gözden kaçmışsa tüplerin cerrahi olarak çıkarılması hastanın gebelik şansını artıracaktır. Kolaylıkla ortaya konabilen bu tür anatomik problemlerden başka bağışıklık ve pıhtılaşma sistemi ile ilgili problemler, rahimin iç tabakasının tutunmayı etkileyen özellikleri ile ilgili problemler, embriyonun kendisi ile ilgili problemler de, hem tanınmaları hem de tedavi edilmeleri anlamında daha fazla güçlük ortaya çıkarıyor. Çoğu zaman bu durumlarda tanı net olarak ortaya konmasa da, ihtimali olarak bu nedenleri düşünüyor ve alternatif tedavi metotları uyguluyoruz.”

Pıhtılaşmaya, düşük doz aspirin!

Pıhtılaşma sistemindeki bazı anormalliklerin embriyoların rahimin iç tabakası olan endometriuma tutunmayı etkilediğine dikkat çeken Doç. Dr. Latif Küpelioğlu, “Bu gibi durumlarda tedavilerde düşük doz aspirin ya da kan sulandırıcı iğneler kullanarak gebelik oranlarını artırmaya çalışıyoruz” diyor.

Kötü kalitede embriyo gelişiminin tedavilerde başarıyı en fazla etkileyen faktörlerin başında geldiği belirtiliyor. Bu durum, kimi zaman embriyolardaki genetik kusurlardan ya da embriyoların laboratuvar koşullarından etkilenmesi nedeniyle oluşuyor. Ancak iyi kalitede embriyo görüntüsü olmakla beraber genetik olarak kusurlu da olabiliyor. İyi kalitede embriyolar transfer edilmesine rağmen gebelik elde edilemeyen hastalarda, embriyoların transfer edilmesinden önce genetik inceleme yapılıyor; en doğru, en sağlıklı embriyolar seçiliyor. Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) adı verilen bu metot sayesinde tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde daha yüksek gebelik oranları elde ediliyor.

Preimplantasyon Genetik Tanı ve Endometrial Ko-Kültür gibi alternatif yöntemlerin yanında embriyo tutunmasını artırabilmek için ‘embriyo kabuğuna lazer’ ile delik açılabiliyor ya da en iyi embriyoyu seçebilmek için ‘Blastokist Transferi’ gibi metotlar uygulanıyor. Tutunma ihtimali en yüksek embriyoları tanımaya çalışan tekniklerin üzerinde çalışmalar devam ediyor

Kas 14, 2011
ozkancol

Tüp bebek için aday çiftlerde aranan özellikler neler?

Kadınlar yumurtlama sorunu yaşıyor, erkeklerde sperm kalitesi ve sayısı düşüyor. 100 yıl önce sperm sayısı mililitrede 100-120 milyonken, DSÖ’nün son verilerine göre birçok erkekte rakam artık 15 milyon. Yani dünya giderek kısırlaşıyor… Erkekte ve kadında kısırlık nedenleri nelerdir? Tüp bebek için en uygun kişiler kimlerdir? Dün bunları yazmıştık. Bugün de tüp bebek için aday çiftlerde aranan özellikler, kadın ve erkek kısırlığında tanı yöntemleri, kısırlığa karşı yöntemleri, tüp bebek tedavisinde oluşabilecek olumsuz sonuçları masaya yatırıyoruz.

Tüp bebek için aday çiftlerde aranan özellikler neler?
1. Tüpleri tıkalı olan veya enfeksiyon, dış gebelik vb nedenlerle tüpleri alınmış olan hastalar en uygun tüp bebek adaylarıdır.

2. Tüpler açık olsa bile geçirilmiş karın cerrahisi,  enfeksiyon veya endometriosis nedeni ile karın içi yapışıklıklara bağlı olarak tüpler ve yumurtalıklar arasındaki ilişkinin bozulmuş olduğu hastalar. Bu sorunlar rahim filmi ve laparoskopi ile saptanabilmektedir.

3. Yumurtalık kisti, kanseri veya endometrioma gibi yumurtalık rezervini azaltabilen ameliyatları geçirmiş hastalar

4. Yumurtlama problemleri olan polikistik overli hastalar, yumurtalık sayısının ve kalitesinin azaldığı ileri yaş anne adayları

5.  Açıklanamayan kısırlık olguları. Günümüzde yapılan tetkiklerle kadına veya erkeğe ait hiçbir sorun saptanamayan ancak gebe kalamayan hasta grubu açıklanamayan infertilite olarak adlandırılmaktadır. Bu gruptaki hastalara öncelikle aşılama tedavileri uygulanmakta, gebelik elde edilemezse tüp bebek önerilmektedir.

6. Çiftin ilişkiye girmesini engelleyen kadında vaginismus, erkekte boşalma ile ilgili problem yaşayan hastalar.

7. Semen analizinde bozukluk olan erkekler; en az 1 ay ara ile 2 kez yapılan spermiogramda sperm sayısı 5milyon/ ml den az olan, ileri hareketli sperm sayısı sıfır veya çok düşük olan, spermde ciddi şekil bozukluğu olan erkeklerin eşlerine tüp bebek tedavisi uygulanmaktadır.

8. Semen analizinde hiç sperm bulunamayan erkekler. Bu duruma azospermi adı verilmektedir. Erkeğin testislerinden cerrahi yöntemler ile sperm bulunarak tüpbebek tedavisi yapılabilmektedir.

9. Testis tümörü nedeniyle ameliyat geçiren, kanser tedavileri için kemoterapi ve radyoterapi almış erkekler. Bu durumdaki hastalara ameliyat ve tedavileri gerçekleştirilmeden önce sperm üretiminin etkileneceği konusunda bilgi verilmeli, ileride tüp bebek tedavisinde kullanılmak üzere spermlerinin dondurulup saklanabileceği açıklanmalıdır.

10. Ergenlik veya erişkin dönemde geçirilmiş kabakulak ve diğer virutik ateşli hastalıklara bağlı sperm üretiminde bozukluk olan erkekler

11. İnmemiş testisi olan erkekler. Erkek bebekte doğum öncesi karın içinde olan testisler doğumda torbalarına inmiş olmalı, eğer inmemişse en geç 1 yaşına dek torbalarına ameliyat ile indirilmelidir. Bu durum fark edilmediğinde ileride kısırlık sorununa neden olmaktadır. Böyle hastalarda cerrahi yöntem ile testislerden sperm aranarak tüp bebek uygulanabilmektedir.

12. Doğuştan sperm kanalları gelişmemiş veya sonradan geçirilmiş iltihabi hastalıklar ve ameliyatlara bağlı sperm kanalları tıkanan erkekler. Bu hastaların testislerinden enjektör ile aspirasyon yapılarak sperm elde edilebilmekte ve tüp bebek tedavisinde kullanılabilmektedir.

13. Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edilemeyen çiftler

14. İmmunolojik (bağışıklık sistemini ilgilendiren) problemleri olan çiftler

15. Genetik problemleri olan çiftler

Kadın kısırlığındaki tanı yöntemleri nelerdir?
Hormon Testleri
Adetin 2. veya 3. günü FSH, LH, E2, PRL, TSH istenir. Gerekiyorsa yumurtalık rezervinin tayini için daha ileri testler olan İnhibin, AMH de istenebilir.

USG
Yumurtalık rezervinin tayini, rahim ve tüplerin değerlendirilmesi için adetin 2. veya 3. günü ultrasonografik muayene yapılır.

Salin İnfuzyon Sonografi (SİS)
Rahim içinde yer kaplayan oluşumları (polip, miyom, rahim içinde perde vb.) ve yapışıklıkları tespit amacıyla yapılan işlemdir. Rahim ağzından ince bir kateter yardımıyla serum verilerek ultrasonografide değerlendirilir.

Rahim Filmi (HSG)
Rahim ağzından kontrast madde verme yoluyla, rahim ve tüpler görüntülenerek seri grafikler çekilir. Rahim ağzı yetmezliği, rahim içinde yer kaplayanoluşumlar, yapışıklıklar, doğuştan olan yapısal bozukluklar, tüplerin açıklığı ve sıvı birikimi olup olmadığı tespit edilebilir.

http://www.tupbebek-istanbul.com

Histeroskopi
Rahim boşluğu ışıklı bir cihaz ile gözlenerek rahim içindeki problemlerin aynı seansta tanı ve tedavisinin yapılmasına olanak veren bir işlemdir.

http://www.tupbebek-istanbul.com

Laparoskopi
Genel anestezi altında göbekten küçük bir kesi ile girilerek ışıklı bir cihaz ile karın içindeki organların incelenmesi işlemidir. Aynı seansta tanı ve tedaviye olanak verir. Diğer tanısal yöntemlerle net bilgi edinilemeyen durumlarda, karın içi yapışıklıklarda, endometrioziste (rahim içerisinde yer alması gereken hücre tabakasının rahim dışında olması durumu), tüplerin iltihabi durumlarında, yumurtalık kistlerinde, dış gebelikte, sebebi bulunamayan ağrı ve infertilite durumlarında tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaktadır.

http://www.tupbebek-istanbul.com

Erkek kısırlığındaki tanı yöntemleri nelerdir?
1- Semen Analizi (Spermiogram)
Erkek infertilitesinde yapılacak testlerin en başında gelir. Sperm üretimini sigara, alkol, ısı, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi birçok faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile en az iki kez tekrarlanmalıdır. Sperm analizinde bir fertilite sorunu saptanırsa erkeğin fiziksel ve hormonal açılardan daha ileri muayenesine geçilir.
Sperm üretim döngüsü 2-3 ayda bir tekrarlanır. Yani üretilen bir sperm 2-3 ay sonra semene salgılanacaktır. Aynı şekilde kişinin karşılaştığı zararlı etkenler (ağır ateşli hastalıklar, stres, yorgunluk, çevresel faktörler) veya tedavi için kullanılan faydalı ilaçlar da 3 ay sonraki sperm özelliklerini etkileyebilir. Semen analizi sonuçlarını değerlendirirken bu süreç akılda tutulmalıdır. İlaç kullanılmamış ve ateşli bir hastalık geçirilmemiş ise 3?4 hafta ara ile en az iki sperm örneğinin değerlendirilmesi ve bu örneklerin ortalamasına göre karar verilmesi gereklidir. Tercihen incelenecek örnek, laboratuvara yakın bir mekanda verilmelidir. Bunun için merkezimizde DVD player sistemi olan, içinde WC-duş bulunan; örneğin verildikten sonra iletilmesi için laboratuvara ısıtıcılı bir çekmece ile bağlı özel odamız bulunmaktadır.

Semen analizi ne zaman yapılır?
Bu test, 3-5 günlük cinsel perhiz yani ilişkisiz bir dönem sonrası yapılmalıdır. 2 günden kısa bir sürede alınan örneklerde sperm konsantrasyonu düşük bulunurken; 7 günlük cinsel perhiz sonrasında verilen örnekler de sperm motilitesinin düşmesi nedeni ile tercih edilmemektedir. İncelenecek olan semen örnekleri 20 °C?nin altında ve 40°C?nin üzerindeki ortam sıcaklıklarına maruz bırakılmamalıdır. Soğuk ve sıcak şoku sperm motilitesinde ciddi değişikliklere neden olmaktadır.

Örnek toplama işlemi nasıl yapılıyor?
Örnek toplama işlemi mastürbasyon yöntemi ile yapılmalı; kondom, sabun ve krem kullanılmamalı, steril kaplar tercih edilmelidir. Verilen semen örneğinin ilk kısmı daha fazla sperm hücresi içerdiğinden dolayı; ilk kısmı sperm verme esnasında dışarıya akar veya kaybedilir ise bu durum laboratuvar görevlilerine mutlaka bildirilmelidir.

Spermiogram; Semenin volümü (meninin hacmi), rengi, PH’ı, likefaksiyon süresi (erime süresi), viskozite, spermlerin sayısı, hareketlilik oranı ve morfolojisi (şekli) hakkında bilgi verir.

Volüm (Hacim): Semen 2-6 ml arasında olmalıdır.

Renk: Normalde semen opak ve grimsi renklidir. Uzun süreli cinsel perhizlerde sarı, semende eritrositlerin (alyuvarların) bulunması halinde kırmızı-kahverengi; uzun süreli antibiyotik kullanımı sonrası renksiz görülebilir.

PH: Normal semen pH’ı 7,2-8 arasındadır. pH’ın 8′in üzerinde olduğu durumlar akut enfeksiyonu veya ölçümün geç yapıldığını gösterir. PH’ın 6,5′in altında olduğu azoospermi olgularında; boşaltma kanallarının tıkanıklığı, aksesuar bezlerin gelişmemesi, kronik enfeksiyonlar ve idrarın semene karışmış olabileceği düşünülmelidir.

Likefaksiyon (Semenin Çözünürlüğü): Likefaksiyon (erime) süresinin uzaması gibi bir aksaklık; semen viskozitesinin (kıvamının) arttığını gösterir ki bu da istenmeyen bir durumdur; prostat bezinin fonksiyonlarındaki değişiklikten veya enfeksiyondan dolayı olabilir.

Viskozite: Normalde semen hafifçe visköz yani kıvamlıdır. Prostatit, vezikülit gibi kronik enfeksiyonlarda viskozite (kıvamlılık) artmış olabilir.

İnfertilitede tedavi yöntemleri nelerdir?
İntrauterin İnseminasyon (IUI)=Aşılama

Üremeye yardımcı bir yöntemdir. Daha çok rahim ağzına ve buradan salgılanan mukusa ait problemlerde, immunolojik infertilitede, sperm sayı ve hareketinde hafif bozukluk olan durumlarda ve açıklanamayan infertilite olgularında uygulanır. Aşılama yapılabilmesi için kadının tüplerinden en az biri açık olmalıdır. Erkeğin sperm sayısı ve hareketi de aşılama için yeterli olmalıdır. Sperm sayısı ve hareketi çok düşük olan erkeklerde aşılamanın faydası olmamaktadır.

Bu yöntemin avantajları; hızlı hareket eden normal şekilli spermlerin seçilmesi, spermlerin vajenin asidik ortamından uzaklaştırılıp, yumurtaya yakın rahim içine bırakılmasını sağlayarak spermlerin yumurtaya erişmek için kat edecekleri yolu kısaltmaktır. Ağrısız bir işlemdir. Aşılamada kadının yumurtalıkları iğne ve hap ile uyarılarak yumurtlama takibine alınır. Folliküller yeterince büyüdükleri zaman çatlatma iğnesi yapılarak aşılama zamanı planlanır.

Erkekten alınan sperm sıvısı laboratuvar koşullarında çeşitli sıvılar ile yıkanarak yoğunlaştırılır, sayı ve hareketlilik oranları artırılır. Hazırlanan bu sıvı ince bir kateter yardımıyla rahim ağzından geçirilerek doğrudan rahim içine verilir. Rahim içine zerk edilen spermler tüplerden (fallop kanallarından, tuba uterinalardan) geçerek karın içine atılmış olan yumurta ile fallop kanalında buluşur. Döllenme olduğu takdirde fallop kanalından rahim içine gelerek yerleşir.

Aşılama ile deneme başına gebelik oranı yaklaşık %10-15 civarındadır. İlk 3 denemeden sonra başarı şansı azalmaktadır. 2-3 kez denemeden sonra gebelik elde edilemeyen vakalarda tüp bebeğe geçilmelidir.

Tüp Bebek (IVF) ve Mikroenjeksiyon (ICSI)
IVF (Tüp Bebek) 30 yıldan uzun bir süredir uygulanılan tedavi yöntemlerinden biridir. IVF ile ilk sağlıklı doğum 1978 yılında gerçekleşmiştir. IVF veya diğer adıyla ‘ Tüp Bebek ‘ terimi laboratuvar ortamında bir araya getirilen sperm ile yumurtanın döllenmesini ifade eder. IVF,  ‘ In Vitro Fertilizasyon’ kelimelerinin baş harfleri kullanılarak elde edilen bir kısaltmadır; ‘ dış ortamda/tüp içinde döllenme ‘ anlamına gelmektedir.

Tüp bebek ve mikroenjeksiyon yöntemlerinde normalde kadın vücudu içinde olan döllenme işlemi laboratuvar ortamında gerçekleştirilir. Kadının yumurta hücreleri, vücut dışına alınarak erkeğin sperm hücreleri ile laboratuvar koşullarında birleştirilerek oluşan embriyolar kadının rahmi içine yerleştirilir. Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenme şeklidir. Tüp bebek yönteminde yumurta ve spermler bir araya konularak döllenmenin kendiliğinden olması beklenirken, mikroenjeksiyon yönteminde her bir yumurtanın içine tek bir sperm mikroskop altında enjekte edilir.

Tedavide oluşabilecek olumsuz durumlar hangileridir?
İlaçların yan etkileri

Tedavi için kullanılan ilaçlar baş ağrısı, yorgunluk, sıcak basması, gerginlik, bulantı, göğüslerde hassasiyete neden olabilirler.

Tedaviye Yanıtsızlık- Yetersizlik
Yeterli dozda ilaç kullanımına rağmen hastanın yumurtalıklarında follikül gelişimi yetersiz veya hiç olmayabilir. Çift ile görüşülerek tedavinin iptaline karar verilebilir. Genellikle yumurta rezervi kötü, ileri yaş hastalarda rastlanır.

Yumurta elde edilememesi
Yumurtalıklarda içinde yumurta olduğu düşünülen kesecikler (follikül) yeterli büyüklüğe ulaşmasına rağmen yumurta toplama işlemi ile hiç yumurta elde edilemeyebilir. Genellikle çatlatma iğnesinin zamanında yapılmaması, etkisiz olması veya yumurtalıkların yanıtsızlığından dolayı görülür. Tedavi iptal edilir.

Sperm bulunamaması
MikroTESE ameliyatında sperm bulunamayabilir. Bu durumda tedavi iptal edilir.

Döllenme olmaması
Mikroenjeksiyon işlemi sonrası döllenme olmayabilir. Bu durum sperm ve yumurta kaynaklı olabilir. Bazen döllenme olmasına rağmen embriyo gelişimi devam etmez. Her iki durumda da tedavi iptal edilir.

Yumurtalıkların tedaviye aşırı yanıt vermesi (OHSS)
Genellikle PCO’lu hastalarda iğne tedavisine yumurtalıkların aşırı yanıt vermesine bağlı yumurtalıklar aşırı büyür, karın ve vücut boşluklarında sıvı birikir. Bazen hastaneye yatarak tedavi gerekebilir. Tedavinin ertelenmesi veya iptali gerekebilir.

Yumurtalıklarda kist oluşumu
Yumurtalıkları uyaran ilaçlara bağlı tedavi esnasında yumurtalıklarda kist oluşabilir. Doktor kararına göre kist boşaltılıp tedaviye devam edilebilir veya tedavi ertelenebilir.
Ayrıca yumurta toplama işlemi sırasında anesteziye bağlı komplikasyonlar, kanama, enfeksiyon vb durumlar nadir de olsa görülebilir.

Kas 14, 2011
ozkancol

Doğal Tüp Bebek Yöntemi

Bebek sahibi olma hayali kuranlara ‘doğal tüp bebek’le yeni bir umut doğdu.

Doğanın seçtiği yumurtaya uygulanan yöntemde ilaç kullanma ve çoğul gebelik riski yaşanmıyor…

Yöntemi uygulamaya başlayan KadınHastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Özörnek; düzenli adet görenlerde doğal tüp bebek tedavisinin birçok avantajının olduğunu vurguluyor. Japonya ve Kore’de tüp bebek hastalarının yarısının doğal tüp bebeği tercih ettiğini belirten Dr. Özörnek, ilk olarak 1978 yılında yapılan tüp bebeğin de doğal tüp bebek yöntemiyle gerçekleştiğine dikkat çekiyor.

Mucizenin gelişimi

Kadında yumurta yapımı anne karnında başlıyor. Bir kız çocuğu doğduğunda 2-3 milyon yumurtası oluyor. Ergenlik çağında bu sayı 400 bine iniyor. Yumurta, yumurtalıklarda follikül adını verilen balonsu yapılar içerisinde depolanıyor. Ergenlik dönemine kadar yumurtalar gelişimlerinin belirli bir döneminde istirahat halinde kalıyor.

Ergenlik döneminin başlamasıyla vücutta hormon salgılanması ritim kazanıyor. Bunun sonucunda, beynin hipotalamus adı verilen bölgesinden salınan GnRH (Gonadotropin salgılatıcı hormon), beyindeki hipofiz bezinden FSH (Follikül uyarıcı hormon) ve LH (Luteinize edici hormon) üretilmesini sağlıyor. Follikül uyarıcı hormon, adından da anlaşılacağı gibi yumurtalıklarda eşey hücrelerinin bulunduğu follikülleri uyarıyor. Bunun sonucunda yumurta, gelişimine kaldığı yerden devam ederek sperm tarafından döllenebilecek olgunluğa ulaşıyor.

FSH yumurtayı çevreleyen follikül hücrelerini de uyararak östrojen hormonunun salgılanmasını sağlıyor. Bu hormon, yumurta gelişiminin temelini oluşturuyor. FSH hormonunun etkisiyle istirahat halindeyken çapı 1-2 mm. olan follikülün çapı, 20-25 mm.’ye ulaşıyor. Bu büyüklüğe ulaşan follikül çatlıyor ve yumurtlama meydana geliyor.

YUMURTLAMA

Adetleri düzenli yani 28-30 günde bir adet gören kadında yumurtlama yaklaşık olarak adetin 14-15′inci günlerine, başka bir deyişle tam ortasına rastlar. Düzensiz veya anormal yumurtlama, kısırlığı oluşturan nedenlerin yüzde 5-25′ini oluşturur.

ADET DÖNGÜSÜ

Bu süreçte beyinde, yumurtalıklarda ve rahim iç tabakasında farklı olaylar meydana gelir. Beyinden salgılanan hormonların yumurtalıklardan birini uyarmasıyla başlayan süreç, uyarılan yumurtalıktan döllenmeye hazır bir yumurta hücresinin serbestleşmesine neden olur, bu esnada rahim iç tabakası da kendini muhtemel bir gebeliğe hazırlar. Döllenme gerçekleşmediğinde serbestleşen yumurta hücresinin ömrü biter ve gebelik için hazırlanmış rahim iç tabakasının adet kanamasıyla dışarı atılmasını takiben yeni bir adet döngüsü başlar. Adet kanamasının amacı her adet döngüsünde oluşabilecek muhtemel bir gebeliğin yerleşebilmesi ve uygun şartlarda gelişebilmesi için rahim iç tabakasının “tazelenmesi” olarak değerlendirilebilir.

Tüp bebekte amaç

Birden fazla yumurta üreterek daha fazla yumurtayı döllemektir. Bunun için kullanılan ilaçlar hem yan etkileri hem de tedavi maliyeti açısından hastalara yük getiriyor. Doğal tüp bebek yöntemindeyse kadınların normal adet döneminde oluşacak yumurtası, yani doğanın seçtiği yumurtaya tüp bebek işlemi uygulanıyor. Burada önemli olan nokta, yumurtanın ilaç zoruyla değil tamamen doğal olarak o ay için seçilen yumurta olmasıdır. Bu tedavi, düzenli adet gören her kadına uygulanabiliyor. Ancak yumurta rezervi yani yumurta sayısı düşük olan kadınlarda tercih edilmiyor.

Tedavinin avantajları

Tedavi sırasında ilaç kullanımına bağlı karında şişlik, ağrı ve bulantı gibi yan etkiler görülmüyor. Hormonlar aşırı artmadığı için tedavi sürecinde kan testine gerek olmuyor. Hastaların kliniğe geldikleri gün sayısı azalıyor. Yumurta toplamı işlemi beş dakika kadar sürüyor ve çok hafif anestezi kullanıldığı için hastalar operasyondan 15 dakika sonra taburcu ediliyor. Doğal tüp bebekte çoğul gebelik riski de yok. Bu yöntemi cazip kılan bir diğer avantajsa düşük maliyetli olması ve gebelik oluşmadığı takdirde bir sonraki ay tekrar tedaviye devam edilebilmesi. Özellikle tüp bebek tedavilerinde hastalarda oluşan yüksek stres, doğal tüp bebek tedavisinin çok kolay olması sayesinde aşılabiliyor, bu da gebelik oranlarının artmasına sebep oluyor.

Kas 14, 2011
ozkancol

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE GİDERLERİN KARŞILANACAĞI ŞARTLAR

SGK, tüp bebek tedavilerine ilişkin giderleri şu şartlar altında karşılayacak:

“Yapılan tıbbi tedavileri sonrasında normal tıbbî yöntemlerle çocuk sahibi olamadığının ve ancak yardımcı üreme yöntemi ile çocuk sahibi olabileceğine dair sağlık kurulu raporu düzenlenmiş olması, 23 yaşını doldurmuş, 40 yaşından gün almamış olması, uygulamanın yapıldığı merkezin Kurum ile sözleşmeli olması, en az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması veya halen genel sağlık sigortalısı olan kadının bu bentteki koşulları taşımaması halinde eşinin gerekli koşulları sağlaması, son üç yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış olduğunun Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulları tarafından belgelenmesi gerekecek.” Daha önce en az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması şartı aranıyordu. Yeni düzenlemeyle halen genel sağlık sigortalısı olan kadının bu bentteki koşulları taşımaması halinde eşinin gerekli koşulları sağlaması kolaylığı getirildi.

-KLASİK TÜP BEBEK TEDAVİNİN YAPILACAĞI DURUMLAR-

Yeni düzenlemede klasik tüp bebek işleminin hangi durumlarda yapılacağına da yer verildi. Buna göre klasik tüp bebek tedavisini gerektiren erkelere yönelik faktörler “Üro-androlojik tedaviye rağmen, en az 15 gün aralarla yapılan üç ayrı spermiyogramın hepsinde total progresif motil sperm sayısının 5 milyondan az olduğu oligoastenospermi olguları ile azoospermi olguları” olarak sıralandı.

Kadın faktörü ise şu üç başlıktan oluştu:

“Tubal faktör: Primer silier diskinezi – Kartegener Sendromu varlığı, laparoskopi ile onaylanmış bilateral tam tubal tıkanıklık saptanan (ağır distal tubal hastalık, bilateral organik proksimal tubal tıkanıklık, bilateral tubal tıkanıklık veya tüp yokluğu olan) olgular, ağır pelvik yapışıklık belirlenen veya tubal cerrahi (laparoskopi veya açık cerrahi ile ) sonrasında gebe kalamayan olgular.

-Endometriozis: Hafif ve orta derece endometriozis, ileri evre (evre 3-4) endometriozis.

Hormonal – ovulatuar bozukluklar: DSÖ Grup I-II hastalarda anovulasyonda standart tedaviye yanıtsız olgular.

-Açıklanamayan infertilite: Hem erkek, hem de kadının tetkiklerinin normal olmasına ve gonadotropinlerle en az iki deneme OI + IUI uygulanmasına rağmen evlilik tarihinden itibaren 3 yıl veya daha uzun süreli gebe kalamama hali.

-Diğer endikasyonlar: Kötü ovaryan yanıtlı veya düşük ovaryan rezervli olgular.”

Kas 11, 2011
ozkancol

Tüp bebek , Mikroenjeksiyon (ICSI) nedir, kimlere uygulanır?

Erkek kısırlığında bir devrim sayılan mikroenjeksiyonla sperm sayısı ve hareketliliği az olan veya spermlerinde şekil bozukluğu olan erkeklerde çocuk sahibi olabiliyor.
Yardımcı üreme uygulamalarında, sperm hücrelerinin herhangi bir nedenle kadın yumurtasına erişemediği veya yumurta zarını aşamadığı erkek kısırlığı durumlarında, yeni bir tüp bebek yöntemi olan mikroenjeksiyon tekniği kullanılıyor.

Mikroenjeksiyon tekniği ortaya çıkmadan önce, şiddetli erkek kısırlığı durumlarında kullanılan ilaç tedavilerinin ve varikosel ameliyatlarının ne kadar etkili olduğu hiçbir zaman tam olarak açıklanamadı. Günümüzde uzmanlar bu tedavilerin şiddetli erkek kısırlığı olarak nitelenen durumlarda yeri olmadığını ve artık kullanılmaması gerektiğini ifade ederler.

Bu durumlarda uygulanan mikroenjeksiyon tekniği mağdur erkeklerin kaderini açık bir şekilde değiştirdi. İlk kez bu durumların tedavisi hücre düzeyinde yapılıyor. Tek bir sperm hücresi kadından elde edilen yumurtanın içerisine saç kılından daha ince bir iğne yardımıyla mikroskop altında enjekte ediliyor ve döllenme sağlanıyor.

Kimlere uygulanabilir?
Bu teknik esas olarak üç değişik kategorideki bozukluğa hitap eder. Bunlar sperm sayısının ya da hareketliliğinin eksik olduğu durumlar. Ayrıca sperm şekillerinin (morfoloji) bozuk olduğu durumlardır. Mikroenjeksiyon uygulamalarında döllenme oranı, sperm oranı ile ilişkili değildir. Menide birkaç tane sperm hücresi bulunduğu durumlarda dahi döllenme oranı değişmez (% 70 – 80). Bu teknik ile birkaç sperm hücresi ile dahi gebelik elde edilebiliyor. Sperm hücrelerinin hareketliliğinin yetersiz olduğu durumlardaysa bu teknikle spermlerin yumurta zarını aşmaktaki zorluğuna çare bulunabiliyor.

Sperm şekillerinin bozuk olmasının bir kısırlık nedeni olduğu, bu durumlarda yapılan tüp bebek uygulamalarında dahi döllenmenin olmadığı veya döllenme oranının çok düşük olduğu uzun yıllardır biliniyor. Mikroenjeksiyon tekniği uygulamalarında sperm şekilleri döllenme ve gebelik oranları üzerinde olumsuz etki göstermez. Yumurta bir tüp (pipet) yardımıyla emilerek sabitleştiriliyor. Sperm ince cam iğne ile yumurta içine enjekte ediliyor. İki gün sonra döllenmiş yumurta (embriyo) rahim içine yerleştiriliyor

Kas 5, 2011
ozkancol

Kadın Kısırlığı

Öncelikle kadının düzenli adet görüp görmediği çok önemlidir. Düzenli adet gören kadınların pek çoğunda yumurtlama sorununu olmadığı bilinmektedir. Yine de belirli hormon tahlillerini istemekte fayda vardır. Örneğin tiroid hormonları ve süt hormonları gibi.  Ardından kadının rahim ve kanalları ilaçlı bir film (HSG) çekilerek değerlendirilir.  Bu filmle kanalların açık olup olmadığı ve normal görünümde olup olmadıkları değerlendirilir. Eğer her iki kanal da tıkalı görünümde ise o zaman spermlerin bu kanallardan geçerek yumurtayı döllemeleri mümkün değildir ve gerçekten de tıkalı olup olmadıklarını anlamak için genellikle Laparoskopi denilen karın içersine bakma işlemi uygulanır.
Eğer bu işlemde de kanallar kapalı bulunurlarsa ve cerrahi ile onarılabilirlerse onarılırlar ama onarılamayacak iseler tüp bebek işlemine başvurmaktan başka yapılacak birşey yoktur.

1- TÜPLERLE – RAHİM KANALLARIYLA İLGİLİ PROBLEMLER

Rahmin iki yanında yer alan tüpler yumurta ve spermin buluşması ve spermin yumurtayı döllemesi için ev sahipliği yaparlar. Tüplerle ilgili problemler çocuğu olmayan kadınlarda %25-35 arasında sorumlu bulunmaktadır. Tüp bebek uygulamalarından önce tüplerle ilgili bir problem saptandığında tek çözüm ameliyatla, tıkalı bulunan tüpün açılmasıydı. Ancak bu yöntemin başarısı sınırlıdır ve tüplerde ağır hasar olan vakalarda gebelik hemen hemen imkansızdır. Tüp bebek yönteminin uygulanmaya başlamasıyla bu yöntemden en çok yarar gören hastalar tüplerle ilgili problemi olan hastalar olmuştur. Halen eğer tüplerin içersinde sıvı birikimi yoksa kanal tıkanıklığına bağlı kısırlık sorunlarında tüp bebek tedavisinde yüksek başarı söz konusudur.

Tüplerdeki hasar ve tıkanıklıklar geçirilmiş ve tam tedavi edilememiş iltihabi hastalıklara, cinsel temasla bulaşan bazı mikroplara, tüberküloza, geçirilmiş yumurtalık kisti veya apandisit gibi ameliyatlara, endometriyozise bağlı olabilir. Tüplerle ilgili bir hastalık olup olmadığının en iyi araştırılma yöntemi histerosalpingografi denilen ilaçlı rahim filmidir. Bu yöntemle rahim içi ve tüpler görüntülenir; rahim içindeki düzensizlikler, tüplerin açık olup olmadığı kontrol edilebilir. İşlem esnasında bazen ağrı ve spazm nedeniyle gerçekte açık olan bir tüp kapalıymış gibi görüntü verebilir. Tüplerle ilgili problem saptanan hastalarda daha ayrıntılı inceleme yöntemi olan laparoskopi önerilebilir veya doğrudan tedaviye geçilerek cerrahi yöntem ya da tüp bebek denemesi yapılabilir.

 

2- YUMURTLAMA KUSURLARI

Kadındaki kısırlık nedenleri arasında önemli yer tutan bir problem de yumurtlama ile ilgili kusurlardır. Yumurtlama kusurları ya doğrudan yumurtalıktan kaynaklanır ya da yumurtalıkların çalışmasını düzenleyen beyindeki bazı merkezler probleme neden olabilir. Tedavi de sorunun ne olduğunun saptanmasına dayanır. Aslında kısırlık sebepleri arasında eğere başka ek sorun yoksa tedavisi en kolay olan sorunun yumurtlama problemi olduğu kabul edilir ve genellikle tüp bebek tedavisine gerek kalmadan ilaç tedavisiyle üstesinden gelinebilir. Ancak bazen sonuç alınamayan vakalarda zorunlu olarak tüp bebek tedavisi uygulanmalıdır.

3- POLİKİSTİK OVER SENDROMU

Yumurtlama problemine neden olan en yaygın hastalıktır. Daha çok seyrek adet görme şeklinde ortaya çıkan adet düzensizliği, ilaç kullanmadan adet görememe, kıllanma, kilo artışı gibi belirtileri vardır. Erkeklik hormonu olan testosteron artışı görülebilir. Ultrasonografide, yumurtalıklarda inci dizisi gibi çok sayıda minik kistler görülür.

Polikistik over sendromlu hastaların yaklaşık yarısında şişmanlık da görülür. Bu hastalarda şeker metabolizmasında bozukluk, kalb-damar hastalıkları riskinde artış gibi uzun dönemli sağlık problemleri de görülebilir. Bu nedenle polikistik overli hastalar bir şikayetleri olmasa bile tedavi edilmeleri gerekir. Günümüzde bu hastaların tedavisinde Metformin gibi şeker metabolizmasını düzenleyen ilaçlardan da yararlanılmaya başlanmıştır. Metformin kullanımı hastanın kilo vermesini de kolaylaştırmaktadır. Ayrıca bu ilacın kullanımından sonra, daha önce yumurtlaması olmayan kadınlarda kendiliğinden yumurtlama oluşabilir veya daha önce yumurtlama ilaçlarına cevap vermeyen hastalar bu ilaçlara cevap verir hale gelebilirler.

Polikistik over sendromu olup, kilo fazlalığı olan hastalarda diyet de ilaç kullanımı kadar önemlidir. Hastanın kilo vermesi pek çok bozukluğun, bu arada yumurtlamanın da düzelmesini sağlayabilir. Ancak kilo vermek söylemesi kolay olduğu kadar uygulaması da oldukça zor olan bir tedavi şeklidir.

Hastalığın tedavisinde çocuk isteği olmayanlarda doğum kontrol hapları kullanılarak adetlerin düzene girmesi sağlanabilir. Çocuk isteği olan kadınlarda ise ilk olarak klomifen sitrat (Klomen, Gonaphen, Serophen), bu ilaca yanıt alınamayan hastalarda ise iğne şeklinde uygulanan gonadotrop hormonlar kullanılır. Bu ilaçlarla çoğul gebelik oluşma riski %30-50 kadardır.

İlaçlarla tedavi ile başarılı olunamayan hastalarda laparoskopi ile yumurtalıklara yapılacak koterizasyon işlemi de yumurtlamayı sağlayabilir. Bu tedavi ilk tedavi seçeneği olmayıp, ancak ilaçla tedaviye dirençli hastalarda düşünülmeli ve bu konuda deneyimli kişilerce yapılmalıdır.

Polikistik overli, çocuk arzusu olan hastalarda son tedavi seçeneği ise tüp bebek yönteminin uygulanmasıdır.

 

4- HİPERPROLAKTİNEMİ SÜT HORMONU YÜKSEKLİĞİ

Prolaktin hormonu, süt salgılanmasından sorumlu hormondur. Fazlalığı hem kadında, hem erkekte kısırlığa neden olur.

Prolaktin salgılanması, stres, egzersiz, açlık-tokluk, uyku gibi faktörlerden etkilenir. Hormon tahlilinden doğru sonuç alabilmek için sabah, aç karnına tahlil yapılmalıdır. Prolaktin tahlili yapılırken tiroid fonksiyonları da araştırılmalıdır. Tiroid bezi az çalışan hastalarda, bu bezi uyarmak için salgılanan TSH hormonu da prolaktin artışına neden olabilir.

Prolaktin düzeyinin çok yüksek olduğu hastalarda, bu hormonu salgılayan hipofiz bezinde bir tümör olup olmadığı araştırılmalıdır.

Hiperprolaktineminin tedavisi ilaçlarla yapılır ve tedaviye genellikle olumlu yanıt alınır.

 

5- ENDOMETRİYOZİS

Endometriyozis, rahim iç tabakası olan endometriyumun rahim dışında, özellikle yumurtalıklar, karın iç zarı (periton) ve nadiren vücudun diğer bölgelerinde bulunmasıdır. Yumurtalılarda bulunan endometriyozis kistleri, içeriklerinin kahverengi ve koyu kıvamlı olmasından dolayı çikolata kistleri (endometiyoma) olarak da adlandırılır. Nasıl ki adet görme dönemlerinde rahim iç zarı kanamayla dökülüyorsa, diğer bölgelerdeki odaklarda da adet dönemlerinde kanama ve buna bağlı olarak ağrı gibi belirtiler ortaya çıkar.

Endometriyosisin en önemli belirtileri adet dönemlerinde ağrı, cinsel temas esnasında ağrı ve gebe kalmakta güçlükle karşılaşılmasıdır. Endometriyoz doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen bir hastalıktır. Bazı hastalarda hiçbir belirti olmamasına rağmen, sadece gebe kalamama nedeniyle yapılan tetkiklerde ortaya çıkmaktadır.

Endometriyozisin tedavisi esas olarak cerrahidir, ilaçlarla tedavi ancak yardımcı olarak düşünülebilir. Günümüzde endometriyozisin cerrahi tedavisinde daha çok laparoskopi denilen görüntüleme sistemleri ile yapılan ameliyatlar tercih edilmektedir. Bu yöntemin avantajı hastanın ameliyat sonrasında daha çabuk iyileşip, ayağa kalkabilmesi ve karında daha az ameliyat izi kalmasıdır. İlaçlarla tedavide hastanın durumuna göre ağrı için doğum kontrol hapları, hastalığın tekrarlamasını önlemek için ameliyat sonrası dönemde aylık uygulanan iğne tedavileri düşünülebilir. Ameliyat sonrası 1 yıl içinde gebelik elde edilemeyen hastalarda tüp bebek yöntemleri düşünülmelidir.

 

6- RAHİM YAPISI İLE İLGİLİ KISIRLIK NEDENLERİ

Doğuştan gelen birtakım rahim ile ilgili şekil bozuklukları kısırlığa neden olabilir. Bunların yanında rahim içinde yer alan polip, myom gibi problemler, rahim ağzında yapışıklık, geçirilmiş infeksiyon veya kürtajlara bağlı rahim içi yapışıklıkları de gebe kalmayı güçleştirebilir. Gebelik için bu sorunların ortadan kaldırılması gerekir.

7- ANTİSPERM ANTİKORLAR

Spermlere karşı oluşan bazı maddeler gerek kadında, gerekse erkekte bulunabilir. Bu maddeler serumda veya rahim ağzında aranabilir.

Antisperm antikorlar spermle yumurtanın birleşmesini engelleyebilir, spermlerin hareketlerini güçleştirebilir ya da döllenen yumurtanın büyümesini bozabilirler. Günümüzde antisperm antikor araştırılması, bu işle ilgilenen herkes tarafından kabul edilmemekte ve uygulanmam aktadır.

Antisperm antikoru pozitif bulunanlarda ilk tedavi seçeneği aşılama olarak adlandırılan intrauterin inseminasyondur. Bu yöntemde, hazırlanan spermler rahim ağzını geçerek doğrudan rahim içine verilerek antisperm antikorların zararlı etkilerinden korunmaları sağlanmaktadır. Bu yöntemle sonuç alınamayan vakalarda ise tüp bebek ve mikroinjeksiyon düşünülmelidir.

Günümüzde antisperm antikorlar eskisi kadar araştırılmamakta ve özellikle aşılama ve tüp bebek tedavilerinin devreye girmesinden sonra eski önemini yitirmişe benzemektedir. Antisperm antikorların varlığı saptansa dahi aşılama ve tüp bebek yöntemlerine baş vurulacaksa bu konuda ek bir tedavi uygulanmamaktadır.

Kaynak : www.selmanlacin.com

Kas 5, 2011
ozkancol

Mini Tüp Bebek

mini tüp bebek

Mini ivf ya da mini tüp bebek tedavisi daha düşük dozda ilaç kullanılarak daha az sayıda ancak daha kaliteli yumurta geliştirilmesi mantığına dayanır. Geliştirilen bu yumurtalar alındıktan sonra yine mikroenjeksiyon tekniği uygulanarak döllenme sağlanır. Döllenme sonrasında oluşan embriyoların tutunma olasılığının daha yüksek olduğu düşünülerek hastaya transfer edilir. Aslında tedavide farklı olan yumurta geliştirme yöntemidir.

Ancak bu tedavi de ilaçsız tüp bebek tedavisi gibi genellikle yüksek doz ilaç kullanılmasına rağmen fazla sayıda yumurta elde edilemeyen ve kaliteli embriyo gelişmeyen bayanlarda tercih edilebilir. Özellikle ileri yaştaki ve yumurtalık rezervi azalan bayanlarda mini-ivf tedavisinin başarı oranları diğer klasik tedavilerden daha az değildir. Bu hastalarda çok yüksek doz ilaç kullanılırsa yumurta kalitesi de genellikle düşmektedir. Mini tüp bebek tedavisinde mantık hastanın kendi hormonları ve düşük doz ilaçlarla yumurtaların gelişmesidir.

FSH hormonu yükselmiş olsa da eğer normal adet görülüyorsa mini-ivf ile gebe kalmak için şansınız var demektir.
Tedavide genellikle diğer klasik tedaviler gibi adetin 3. Günü klomifen veya letrozol ilaçları kullanılır ve vücudun kendi FSH hormonunun yükselmesi ve yumurtaların uyarılmaya başlaması beklenir..yaklaşık 4-5 günlük bir tedaviden sonra genellikle yumurtalar 10 mm ve daha büyük boyutlara varırlar..tedaviye ara verilmeden FSH v/veya Lh hormonuyla devam edilir..yaklaşık olarak 2-4 günlük bir tedavi sürecinden sonra yumurtalar toplanmaya hazır hale gelir..
Mini-İVF tedavisinde diğer önemli bir avantaj da maliyetinin düşük olmasıdır..Çünkü tüp bebek tedavisinde yüksek doz ilaç kullanımı nedeniyle tüp bebek masrafına ek olarak ciddi bir maliyet oluşmaktadır..Düşük doz ilaç kullanımıyla toplam tedavi masrafları % 30-40 azaltılabilmektedir..
Sayfalar:12»